Baba olmak…
Bir insanın hayatında aldığı hiçbir sorumluluk, kalbine bu kadar derin, bu kadar tarifsiz bir ağırlık ve aynı zamanda bu kadar güçlü bir anlam bırakmaz. Baba olmak, yalnızca bir çocuğun dünyaya gelmesiyle başlayan bir unvan değildir; o an, bir adamın kendi içindeki çocukla vedalaşıp, bir başkasının hayatını kendi hayatının önüne koymayı öğrendiği andır.
Baba olmak, gecenin en sessiz saatlerinde uykusuz kalmayı göze almak demektir. Yorgun olsan bile, gözlerinin içi güler bir şekilde “iyiyim” diyebilmek… Çünkü artık senin
iyiliğin, onun huzuruna bağlıdır. Onun küçük bir tebessümü, dünyanın en büyük ödülüne dönüşür. Ve bir gün fark edersin ki, eskiden seni mutlu eden şeyler artık anlamını yitirmiştir; çünkü gerçek mutluluk, küçücük bir elin parmaklarını sıkıca tutmasında saklıdır.
Baba olmak, güçlü görünmek zorunda olmaktır çoğu zaman. İçin paramparça olsa bile dimdik durmak… Çünkü sen yıkılırsan, arkasından gelenin tutunacak bir dalı kalmaz. Bu yüzden bazen sessizce susmayı, bazen kendi korkularını içine gömmeyi öğrenirsin. Ama kimse bilmez ki, o güçlü görünen adamın içinde, her gün biraz daha büyüyen bir sevgi ve aynı oranda bir korku vardır: “Ya onu koruyamazsam?”
Baba olmak, öğretmek kadar öğrenmektir de aslında. Sabretmeyi, affetmeyi, yeniden başlamayı… Küçük bir çocuğun gözlerinden dünyaya bakmayı öğrenirsin. Onun ilk adımlarında heyecanlanır, ilk düşüşünde senin canın yanar. O büyüdükçe, sen de yeniden büyürsün. Ve farkında olmadan, en büyük öğretmenin o olur.
Baba olmak, fedakârlığın en sade ama en gerçek halidir. Kendinden kısmayı, onun için çoğaltmayı öğrenirsin. Bazen hayallerini ertelersin, bazen vazgeçersin. Ama bir gün geriye dönüp baktığında, aslında hiçbir şey kaybetmediğini anlarsın. Çünkü onun varlığı, hayatındaki bütün eksikleri tamamlamıştır.
Ve en zor tarafı… Onu yavaş yavaş hayata bırakmayı öğrenmektir. Elini tuttuğun o küçücük çocuk, bir gün senden bağımsız yürümeye başlar. Sen ise uzaktan izlersin. Müdahale etmek istersin, düşmesin diye koşmak istersin… ama bilirsin ki bazı düşüşler büyümenin parçasıdır. İşte o an, baba olmanın en ağır sınavıdır: Sevdiğin şeyi özgür bırakabilmek.
Baba olmak, belki de en çok sevmeyi öğrenmektir… Karşılık beklemeden, hesap yapmadan, koşulsuz bir şekilde. Ve bu sevgi öyle bir şeydir ki, zaman geçtikçe azalmaz; aksine, her geçen gün daha da derinleşir.
Çünkü baba olmak, bir ömür boyu süren bir yolculuktur.
Ve bu yolculukta en güzel şey…
Birinin sana “baba” demesidir.
0 Yorum
Düşüncelerinizi Paylaşın
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!